Bir terapist olarak dijitalde işimizi geliştirirken sadece teorik pazarlama kitaplarından değil, bu işi geniş kitlelere ulaştırarak başarmış isimlerden de öğreneceğimiz çok şey var. Bugün masamızda yine çok tartışılan, çok seveni de nefret edeni de olan ve etrafında kemikleşmiş bir kitle barındıran bir isim var: İzzet Güllü. Peki, İzzet Güllü’nün etrafında bu kadar net ve bağlı bir topluluk oluşmasının arkasında nasıl bir strateji ve psikolojik güç yatıyor? 1. Topluluk Kurmanın En Hızlı Yolu: Net Bir Karşı Duruş İnsanlar sadece 'neyin yanında' olduklarıyla bir araya gelmezler; 'neyin karşısında' olduklarıyla da bir araya gelirler. Hatta neyin karşısında olunduğunu belirtmek çok daha hızlı çalışan bir mekanizmadır. İzzet Güllü duruşunu ve karşı tarafını açıkça belirleyerek bu netlik etrafında güçlü bir grup oluşturuyor. 2. İç Grup - Dış Grup Ayrımı Sosyal psikolojiden çok iyi bildiğimiz o temel mekanizma burada devreye giriyor: İç grup - dış grup ayrımı. Bir 'onlar' tanımlandığı anda, sizinle aynı bakış açısına sahip kitle için 'biz' alanı otomatik olarak oluşur ve aidiyet hissi keskinleşir. 3. Bunu Kendi Pratiğinde Nasıl Kullanırsın? Peki bunu birebir kopyalamalı mısın? Hayır. İnsanları doğrudan karşına almak zorunda değilsin; ancak bir fikri, mesleki bir duruşu veya yanlış bir yaklaşımı karşına alabilirsin. Çünkü neyin karşısında olduğunu söylemek, aslında kim olduğunu ve değerlerini gösterir. Örneğin: - Sosyal medyada doğrudan tanı koyulmasına karşı durmak - Gereksiz yere uzatılan seans süreçlerine karşı durmak - Danışan hikayelerinin içerikleştirilmesine karşı durmak - Günlük hayatta sürekli 'terapist modunda' kalınmasına karşı durmak Unutmayın; kararsız ve flu duran değil, net duran uzmanlar hatırlanır. Bu analizin görsellerle desteklenmiş detaylı akışını Instagram sayfamda paylaştım. Karousel formatında kaydırarak incelemek isterseniz linki buraya bırakıyorum: 👉 Bu Gönderiyi Instagram’da İnceleyin